Herkese Merhaba!
Yıllar sonra yeniden bir blog yazmanın sevinci içerisindeyim. İlk olarak 2007 yılında, henüz 1,5 yaşında olan kızıma ileride hatıra kalması düşüncesiyle blog yazmaya başlamıştım. Tabii ozamanlar bloggerlık şimdi olduğu gibi bu kadar popüler değildi henüz ticari olarak kullanılmaya da başlanmamıştı elbette. Hem kızımla ilgili anıları not ediyor, hem de benim gibi henüz yeni anne olmuş arkadaşlarla fikir alışverişi yapıyorduk. Bu sayede güzel arkadaşlıklar da edindik... Kimisiyle hâlâ görüşüyorum. Daha sonra sosyal medyanın ortaya çıkmasıyla ve de kızımın büyümesiyle pek yazma hevesim kalmamıştı...
Sanırım ozamanlar aklımın ucuna gelmezdi bir gün Almanya'ya taşınacağım, ve oradan tekrar bir blog yazacağım... Gerçi son 1 seneye kadar zaten bu fikir hiç aklımızda yoktu.
Blogumun başlığından da anlaşılacağı üzere şimdilerde Almanya'dayım. Geleli yaklaşık 1,5 ay oldu. Peki bu Almanya macerası nasıl başladı?
Eşim uzun zamandır İstanbul'un kalabalığından, trafiğinden, keşmekeşinden çok sıkıldığını daha küçük bir şehire ya da başka ülkeye gitmek istediğini dile getiriyordu. Ben ise genelde bu fikirlere kulağımı tıkıyordum. Açıkcası pek ihtimal de vermiyordum. İş olanakları, iş çevresi, hepsi bu şehirde. Gitmek o kadar da kolay olmasa gerek diye içimden geçiriyordum...
35 yaşındayım ve 35 senedir İstanbuldayım. Üniversite okurken dahi bu şehirden ayrılmamışım. Ailem, arkadaşlarım, anılarım... Bırakıp nasıl giderim?
Hayatta nasipten öteye geçilmiyor...
Geçen sene eşimin tekrar gitme isteği alevlenmişken birkaç arkadaşının fikir vermesiyle Almanya'daki iş olanaklarını, vize şartlarını, okul denkliğini vs. epey araştırmaya başladı. Çalışma ve yaşam şartları olarak bu ülke gitmek için hayli kafasına yattı. Benim ise önceleri bu fikir hiç aklıma yatmadı açıkçası😊. İlk olarak Almanca'ya karşı pek önyargılı idim. Üniversitedeyken 1 dönem seçmeli Almanca dersi almıştım ve bu dili hiç sevmemiştim. Sanırım büyük konuştum☺️
İngiltere ve Amerika'da yaşayan arkadaşlarım var. Ayrıca takip ettiğim blogger lar vs olunca az çok oralardaki yaşam hakkında fikir edinmiştim. Fakat Almanya hakkında pek fikir sahibi değildim. Türkiye'deki bir çok insanın aksine Almanya'da hiç bir akrabam da yoktu😊 Küçükken bu duruma çok üzülürdüm. İlkokulda Almanya'daki akrabalarının hediye getirdiği kalemlerle hava atan arkadaşlarımın yanında epey ezildiğimi hatırlıyorum. Belki de o günlerin duası kabul oldu kim bilir😁
Sonuç olarak; eşim gerekli evrakları toplayıp mavi kart için Almanya'ya başvurdu ve kabul aldı. Son zamana kadar netleşmeden gitme moduna giremediğim için bu sonuçla gideceğimizi de kabullenmiş oldum☺️. Burada vize için neler gereklidir, prosedür ve bürokratik işlemler nedir gibi bilgiler vermeyeceğim. bunları anlatan bir çok web sitesi, blog ve youtube hesabı var. Fakat kısaca mavi kart ne derseniz;
Avrupa birliği dışındaki yüksek öğrenim görmüş kişilerin AB içinde çalışmasını sağlayan maximum 4 yıl süre ile verilen çalışma iznidir. Daha sonra bu süre uzatılabiliyor gayet tabii.
Eşim mavi kart alınca bize de otomatik olarak vize çıktı ve böylelikle bize de Almanya yolu resmi olarak göründü☺️
Şimdilik bu kadar olsun...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder